ANTİK KENTLERİN EN GÜZELİ “SAGALASSOS”







 Herkese selam. Bugün sizlere gezmelere doyamayacağınız bir antik kenti tanıtmaya geldim. Kendisi -bence- gerçekten Efes Antik Kentin’in gölgesinde kalan birçok kişi tarafından bilinmeyen ama gezdiğim tüm antik kentlerden daha güzel olan bir yer. Hakkında ne kadar yazsam az kalır. Neyse lafı daha fazla uzatmadan başlayalım! 😊🏛️


Eşimle benim en büyük hobilerimizden biri diyar diyar antik kent dolaşmak. Şu zamana kadar birçok antik kenti dolaştık Efes, Hierapolis, Perge, Aspendos, Uzuncaburç, Sebaste Antik Kenti vs. ama gezdiklerimiz arasında bizi en çok büyüleyen kesinlikle Sagalassostu. Neden mi? İşte size sebepler:


Neden Sagalassos Antik Kentine gitmeliyim?

Sagalassos antik kenti, Akdeniz bölgesinde Anadolu tarihinin en önemli antik kent yerleşimlerinden biridir. Çeşitli çağlardan beri yaşamın olduğu ve Sagalassos antik kentinin de bulunduğu bölgede arkeolojik buluntular M.Ö. 12000 yıllarına tarihlenir ve yerleşik yaşam M.Ö. 8000 yıllarında başlamıştır. Tarihinin bu kadar eskiye dayandığı ve yerleşik olarak 10000 yıllık bir geçmişinin olduğu bu antik şehir ister istemez tarih, sosyoloji, antropoloji bilim dalları ile uğraşan veya ilgi duyan herkesin merakını çeken bir konumdadır. Çağlar boyunca çeşitli dönemlerde yerleşimlerin devam ettiği bilinmekle birlikte Sagalassos, Helenistik dönemden başlayarak Anadolu topraklarındaki en önemli seramik üretim merkezlerinden biri haline gelmiştir.


Burdur ilimize 39 km, Antalya’ya 118 km mesafede bulunan Sagalassos antik kenti, hemen altında yer alan Ağlasun ilçesine ise sadece 7 km kadar uzaktadır. İnsuyu Mağarasına olan uzaklığı ise 29 km kadardır. Aslında Göller Bölgesi denilen bölgenin hemen içinde ve Akdağ yamacında yer alan bu antik şehir zaman içerisinde birçok medeniyetin yönetimine girmiştir. Günümüze kadar gelen kalıntılar, tapınaklar veya yapılar arasında tüm bu medeniyetlerin izleri sürülmekte ve alanda kazılar devam etmektedir. Sagalassos antik kentinin Roma İmparatorluğu ile de çok yakın ilişkileri bulunmuştur.


 Sagalassos kentini ilk gördüğünüzde sizi konum ve yerleşim özellikleriyle hayrete düşürür. Antik çağlarda insanların bu dik yamaçlara yerleşmesinin iki sebebi vardır, güvenlik ve su ile tarımın bolluğu. Kireçtaşı yer katmanlarının özelliği sayesinde bölgede yeraltı kaynakları yerüstüne çıkarak yerleşimi beslemiştir. Bölgede yer katmanlarında bulunan kaliteli kil yatakları zamanla kaliteli seramik üretimini doğurmuş ve ticaret ağları sayesinde tüm antik dünyaya yayılmıştır. Bu özel seramik dünyada Sagalassos seramiği olarak bilinmekte olup literatürde özel bir yere sahiptir.



2009 yılı Şubat ayında Sagalassos Antik kenti, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilmiştir.


Terk edilmiş olan Sagalassos antik kenti Fransız gezgin Paul Lucas tarafından 1706 yılında keşfedilmiştir. Ancak buranın Sagalassos olduğunu bilmediğinden buraya ‘Periler Şehri’ demiştir. 1824 yılında ise bir İngiliz din adamı olan Francis Arundel, burada bulduğu yazıtlardan yola çıkarak kentin Sagalassos olduğunu keşfetmiştir. Alman gezgin Kont Lanckoronski ise altmış yıl sonra 1884 – 1885 yılları arasında ilk bilimsel araştırmaları başlatmıştır.




Sagalassos Antik Kenti Yapıları Ve Tapınakları

Sagalassos antik kenti barındırdığı tapınaklar, çeşmeler, kentin hemen arkasında bulunan kaya mezarları, nekropol alanları ve özellikle Antoninler Çeşmesi (Antonine nymphaeum) ile adını dünyaya duyurmuştur. Günümüzde Sagalassos denildiğinde aklımıza ilk gelen Antoninler çeşmesi olsa da, Sagalassoslular birçok anıtsal yapı yapmıştır.

Çeşitli tarihlerde yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkartılan birçok yapı içerisinde kentin sulak bir alanda kurulmasından dolayı çeşmeler göze çarpmaktadır. İskender Tepesi haricinde kentin aşağı ve yukarı agora olmak üzere iki kent merkezi bulunmaktadır. Antik kent dahilinde toplamda dört adet çeşme vardır ve Antoninler çeşmesi bunların arasında en ünlüsüdür. Antoninler çeşmesi haricinde Severuslar çeşmesi, Hadrian çeşmesi ve Helenistik çeşme kentin diğer çeşmeleridir.

Sagalassos antik kenti, Toros dağlarının yamacına kurulduğu ve arazinin sarp ve şekilsiz olması sebebiyle düzensiz bir biçimde görünmektedir. Diğer birçok antik kent gibi ızgara mimarisinde değildir. Antik kentin diğer önemli yapıları Hadrian ve Antoninus Pius imparatorluk kült alanı, Tiberius kapısı, Apollo Klarios kutsal alanı, Neon kütüphanesi, Roma dönemi antik tiyatro, Dor tapınağı ve bir gıda pazarı olan Macellum’dur.

Sadece Antoninler Çeşmesi etrafında 30 dakikanızı geçireceğiniz düşünülürse tüm antik kenti gezmek kabaca üç saatinizi alacaktır.

Antoninler Çeşmesi

M.S. 161 – 180 yılları arasında yapılan ve bir anıtsal çeşme olan Antoninler Çeşmesi, 28 metre uzunluğunda ve 9 metre yüksekliğindedir. Çeşmenin yapımında yedi farklı taş türü kullanılmıştır. Çeşmedeki su 4,5 metre yüksekliğinde şelale benzeri bir şekilde akmakta ve 81 metreküp kapasiteli bir havuzu doldurmaktadır. Antoninler çeşmesi 1993 – 1995 yılları arasındaki kazı döneminde gün ışığına çıkartılmış ve bu anıtsal çeşmenin birçok parçasının sağlam olduğu gözlenmiştir. Çeşmenin bugünkü haline getirilmesi 1998 yılında başlanan 13 yıllık bir restorasyon çalışmasının sonucudur. Çeşmede bugün 5 adet heykel ve bir adet Roma yazıtı görülebilmektedir.

Antoninler çeşmesi heykelleri Coronis, Dionysos ve Nemesis heykelleridir ve kentin yukarı agorasına hakim olan Antoninler çeşmesinin her yanına hakim durumdadırlar. 






Sagalassos antik kenti veya ören yeri 15 Nisan – 1 Ekim arasında her gün 09:00 – 19:00 saatleri arasında, 16 Ekim – 2 Nisan tarihleri arasında ise 09:00 – 17:30 saatleri arasında açıktır. Gişe kapanış satinden yarım saat önce kapanmaktadır. Ziyaretçiler için bir otopark ile müze kafeteryası bulunmaktadır. Burası da Kültür Bakanlığı’na bağlı diğer ören yerleri gibi dini bayramların ilk günü 13:00’a kadar kapalıdır.

Sagalassos Giriş Ücreti 2023 yılı için 25 TL’dir ve Müze Kart geçmektedir.





Yorumlar

Popüler Yayınlar